Röportajlar

Velilerimiz ne dediler?

2018 yılından bu yana kalplere dokunmaya devam ediyoruz. Velilerimiz çocuklarının gelişiminde rol oynadığımızı düşünüyor ve görüşlerini dile getiriyorlar.

baby-2416718_960_720

11 aylıkken konuştuğunu unutuyordu. Hiç emeklemedi.17 aylıkken direkt yürümeye başladı. 2 yaşındayken karışık bir odada, karışık nesneler arasından istediğimiz nesneyi bulup getiriyordu. Hep hareket halindeydi. Topu elinde tutamıyor, gelen topu karşılayamıyordu. Bisiklet pedallarını ters çeviriyordu. Şu an bile bisiklet kullanmıyor. Çok iyi yüzüyor.
Seslere karşı hassasiyeti çok yüksekti. Kapı zilini çaldırmıyorduk, yüksek sesle konuşmuyorduk.Yüksek sesten çok korkuyordu.Sifon sesine yeni alıştı.
Okula başladığında bacakları hep mor geliyordu. Ya düşüyor, ya da bir yerlere çarpıyordu.
Unutuyor diye çok üzülüyordum. Yuvadayken 20’ye kadar sayamıyordu. Rakam tanıyordu. Renkleri de öğrenmişti.

1. sınıfta ters okuyordu. B ve d harflerini birbiri yerine okuyordu.5’i ters yazıyordu.Konuşurken de heceleri ters çevirerek konuşuyor.Magnum yerine magmun diyor ya da galatasarayı gatarasaray diye söylüyor.
1. sınıftayken … Koleji’indeydi. 3. haftada Arda’nın üstün yetenekli olabileceğini söyledi öğretmeni. Teknoloji ile ilgili konuşuyor, diğerlerinin anlamadığı, bilmediği şeyleri söylüyormuş. Sınıfta anlaşılmaz sesler çıkarıyormuş. Ağzıyla müzik yapıyor gibi.
Bir süredir okula gitmiyor. Sıkılıp sınıftan çıkıyordu. Robotik kodlama ya da müzik odasında zaman geçirmek istiyordu. “Arda’yı çok seviyoruz ama Arda bu sisteme uygun değil. Biz ona bir şey veremiyoruz!” dediler.

Doğru yönlendirilme çok önemli. Ben doğru yönlendirildim. Sadece Eylül 2018 tarihinden bu yana, yani 4 aydır ergoterapi alıyoruz ama çok hızlı ilerledik. 1.5 ay sonunda gelişmeleri gözlemlemeye başladık. İnanılmaz hareketliydi, çok unutkandı, sinirliydi, korkuları vardı.Sakinleşti, siniri azaldı, daha az unutuyor, korkularının çoğu yok oldu. Ergoterapi’den çok ve çok hızlı fayda gördük. 4 ay boyunca haftada 4 saat ergoterapi aldı Arda. Şubat ayında 2 saate düşüreceğiz. Diğer velilere ergoterapiyi şiddetle tavsiye ediyorum.

Arda'nın annesi Merita Hanım
ile söyleşi

Arda Eylül 2018'den beri İstanbul Disleksi Merkezi'nde eğitim görmektedir.

Emir'in annesi Nurcan Hanım ile söyleşi

Arda Temmuz 2018'den beri İstanbul Disleksi Merkezi'nde eğitim görmektedir.

Arda,17 Nisan 2009 tarihinde, çok iri bir bebek olarak doğdu. Vücut olarak gelişimi diğer yaşıtlarına göre çok öndeydi. Emeklemeye başladığında geri geri emekledi ve birden yürümeye başladı. Geri geri emeklemesinde biz bir terslik olabileceğini düşünmedik aksine bize çok sevimli geliyordu.

İki yaşına yaklaştığında hala konuşamıyordu, kafamızda acaba bir sorun var mıdır diye düşünmek yerine gidip uzmanına sormayı tercih ettik. Güvendiğimiz birinin tavsiye ettiği bir uzmana gittik. Arda’yı inceledi, baktı “ Etrafında hep büyük insanlar olmuş, kendi yaşıtlarıyla vakit geçirmesi gerekiyor, tavsiyem kreş ya da anaokulu gibi kendi yaşıtlarının olduğu bir yere götürün, benlik bir durum yok “ dedi. Hemen ilk olarak Oyun Evine, sonra Anaokuluna gönderdik, gerçekten de yaşıtlarıyla vakit geçirmeye başladığında çok kısa bir süre konuşmaya başladı.

Anaokulunda genel anlamda öğrenmesiyle alakalı sıkıntılar yaşamadık, aksine öğretmeni çok meraklı olduğunu, ders anlamında çabuk öğrendiğini ve diğer arkadaşlarını beklerken sıkıldığını, bu sebeple bir yaş büyük çocuklarla ders yaptıracağını söyledi. Ders anlamında sıkıntı yoktu ama bizim dikkatimizi çeken, kafamızda soru işaretleri bırakan bazı şeyler vardı. Evet meraklı bir çocuktu ama sadece öğretmenlerle birlikte zaman geçiriyordu. Kendi yaşıtları ile oynamak yerine, yalnız olmayı tercih ediyordu. Futbol, basketbol gibi oyunlarda çok kötüydü. Top geliyor ama vuramıyordu ya da yakalayamıyordu. Zaman kavramı çok kötüydü, bugün olan bir olayı anlatırken, yarın olmuş gibi anlatıyordu. Açıkçası ilkokulda düzelir, yaşı küçük diye düşünmüştük.

Büyük bir heyecan ve mutlulukla ilkokula başladı. Arda’nın öğretmeninin bu okulda ilk senesiydi, aynı zamanda çocuk kitapları yazarıydı. İlk hafta her şey güzeldi, çizgi ve resim çalışmaları vermeye başladığında Arda “ bebek oyuncağı “ deyip kâğıtları yırtmaya başladı. Harflere geçtiklerinde, harfleri tanımakta çok zorlanmadı ama yazı yazmak Arda için işkence gibiydi. O arada bir gün Öğretmeni Arda’ya kendi yazdığı bir kitabı hediye ediyor. Arda’da öğretmenine “ Siz kendi yazdığınız kitabı bize hediye ettiğiniz de biz çok mutlu oluyoruz ya, ben de bir kitap yazıp imzalayayım size hediye edeyim siz de mutlu olun“ diyor, Öğretmenin cevap olarak “ sen önce okumayı yazmayı öğren “ demesiyle bizim kâbus dolu günlerimiz başladı. Arda okulda verilenleri yapmayı tamamen reddetmeye başladı, harfleri okuyamıyor, yazı yazamıyordu. Arda, öğretmeninin onu dinlemediğinden yakınıyordu. Öğretmeni “Otorite savaşına girdik, çok zeki istese yapar.” diyordu. Her gün iki taraftan da şikâyet geliyordu. Arda gerçekten yapamıyor mu yoksa öğretmeniyle zıtlaştığı için yapmayı mı reddediyor, başlarda anlayamadık. Arda öğretmenle ters düştükçe, sınıf arkadaşlarıyla da ciddi sorunlar yaşamaya başladı. Sürekli kavgalar, vurmalar. Arda’nın “ Bana eziyet ediyorlar, beni okula gönderme “ diye ağlamaları. Öğretmenin “İstese okuyabilir” lafları, Arda’nın “ heceleri okuyabiliyorum ama kafamda birleştiremiyorum“ demeleri, harfleri ya da rakamları ters yazması.

Bu arada sürekli rehberlik servisine gidip geliyorum.Bir gün öğretmenine araştırma yaptığımı, çocuğumun okumasında gerçekten sorun yaşadığını ve Disleksi olabileceğini söylediğimde “Çocuğunuza nasıl böyle bir şey yakıştırabiliyorsunuz?” cevabını aldım. Yine de internetten araştırıp pedegoga götürdüm. Bunun için testler olduğunu, belli ücret karşılığı yapıldığını anlattı hemen yapın, sorun neyse bulalım ki çözüme ulaşalım dedim. İlk dolandırıldığım yer burası oldu. Sonra başka pedegoglar , Wisc–R testleri ve aldığım cevap “ Disleksi değil , Üstün zekalı “Bir anne olarak üstün zekalı kısmı başta gururumu okşadı ama çocuğumun sorunlarına çare olmadı, hala her gün ağlıyor, okula gitmemek için yalvarıyor, öğretmen şikayet ediyor, çocuklar dövmeye çalışıyor, ya müdür ya müdür yardımcısı oğlumu korkutmak için sınıfa geliyor, vb. bir sürü şey…

Müdürden sınıf değişikliği istiyorum, öğretmenler arasında sorun çıkar diye kabul etmiyor. Zaten beni gördüğünde, sorunlu çocuğun, sorunlu annesi geldi yine diye bakıyordu.

Bana göre ilkokulda okul değil, öğretmen önemlidir. Hangi okulda hangi öğretmene versem diye araştırma yaparken tesadüf eseri, genç idealist bir öğretmenle tanıştım. Birinci sınıfın bitmesine 15 gün kala oğlumu, okuduğu okuldan alıp tanıştığım öğretmenin okuluna, onun sınıfına yazdırdım.

İkinci sınıfta yeni okul ve arkadaşlarıyla birlikteydi, okuyamıyor ve yazamıyordu. Öğretmeniyle birinci sınıfta yaşadığı sorunlar yüzünden okumayı reddettiğini düşündük. Önceliğimiz okulu ve öğretmeni sevdirmekti. Birinci dönem bittiğinde okulu çok seviyordu, arkadaşlarıyla çok uyumluydu, dersi çok iyi dinlediği için bilgide hiç eksikliği yoktu ama hala okuyup, yazamıyordu. Belki de öğretmeninden okul dışı okuma ve yazma dersi alsa düzelir diye düşündük. Bir dönem öğretmeninden okul dışında okuma – yazma dersi aldırdık ama hiçbir işe yaramadı.

Artık ikinci sınıf bitmek üzereydi okulda ve öğretmen de sorun yok, çocuk çok mutlu ama hala okuyamıyor-yazamıyor demek ki sorun başka deyip, çok güvendiğimiz birinin tavsiye ettiği Özel eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’ne gittik, baktılar ve dediler ki Disleksi! Rapor almak gerektiğini ama devletten rapor almanın uzun bir süreç olduğunu söylediler. Önümüzde üç aylık yaz tatili vardı, aman dedik size gelmeye başlasın biz bu süreci kendimiz cebimizden karşılayalım, yeter ki zaman boşa gitmesin. Üç ay özelden gönderdik bu arada rapor alma sürecini başlattık yaz tatili bittiğinde oğlum hala okuyamıyor ve yazamıyordu.

Rapor için önce devlet hastanesine gittiğimizde oradaki psikiyatri doktoru bize durumu şöyle anlattı:

Normal şartlarda bu zekaya sahip bir çocuk siz hiçbir şey göstermesiniz bile 5 yaşında kendi kendine okumayı öğrenirdi. Bunu size şöyle örnek vereyim, bir çocuk düşünün, baktığınızda vücudu koşmak için mükemmel, yarışa girse kesin birinci olur. Ama bu çocuğa koş dediğinizde yaşıtlarından yavaş koşuyor, istese koşar diyor. Halbuki çocuğun bacağındaki bir lifte sıkıntı var ama çocuk size durumunu anlatamıyor, dışardan baktığınızda da siz lifteki sorunu göremiyorsunuz. Bunun gibi düşünün dedi. Hastane, heyet sonra ki aşama RAM.

RAM’daki hocanın bakıp evet Disleksi, niye birinci sınıfta getirmediniz diye kızmalarını , sen annesisin öğretmen ne derse desin anlaman lazımdılar dan sonra , bana ne yapmam gerektiğini anlat diye aşırı ısrarım üzerine “ Yapabileceğin tek şey var, bu işin eğitimini almış öğretmen bulman lazım, şimdi çıktığında bir kuruma gideceksin verdikleri eğitimi sor, öğretmenin diplomasını sor, Eğer bu işin uzmanını bulursan çocuğunun sorununu çözersin” dedi.

Benim oğlumu götürdüğüm zaten bir kurum vardı ama üç aylık yaz tatili boyunca eğitim verdikleri halde 3.Sınıfa giden oğlum bir kelimeyi doğru düzgün okuyamıyor, oku kelimesini duyduğunda dolap içlerine saklanıyordu. Kurumdakilere sorduğumda “Nasıl olsa artık para vermiyorsun, devlet karşılıyor, servis de var (Ki ben hiç servisle yollamadım), seneye yine devlet raporunu yenileyecek, seneye de bedavadan getireceksin niye sorun ediyorsun cevabını aldım. Baktım ki burası oğlumun okuyabilmesini değil aksine okuyamamasını istiyor, hemen başka yer araştırmaya başladım.

Özel bir yer buldum, bana ilk defa Disleksi‘nin ne olduğunu, Disleksi + Üstün zeka birleştiğinde neler olduğunu, kısaca aklımdaki soruların çoğunu cevapladılar. Arda iki hafta sonra yavaş da olsa okumaya başladı. Yine aynı merkez beni Disleksi Derneği’yle tanıştırdı. Dernek sayesinde Florya’da ‘İstanbul Disleksi Merkezi’yle’ tanıştım. Okuma – Yazma çalışmalarının yanında Ergoterapi’ nin neden gerekli olduğunu öğrendim hatta sadece öğrenmekle kalmayıp oğlumdaki değişimleri gördüm.

Şu an Arda 4. Sınıf öğrencisi, İstanbul Disleksi Merkezi’ne devam ediyor. Okuma- Yazma çalışmalarının yanında Ergoterapi görüyor. Artık eskisine göre çok daha iyi okuyup-yazabiliyor. Arkadaşlarıyla futbol oynayabiliyor, denge kurmada eskisine göre çok iyi. Çok karıştırdığı, zaman ve yön kavramlarını artık karıştırmıyor. Burada sadece kendi gibi Disleksi olan çocuklarla birlikte oluyor. Derslerde sınıfta çok iyi konsantre oluyor, dikkat dağınıklığı yaşamıyor. Derslerinde not ortalaması sınıf seviyesinin üzerinde, ilk dönem karnesi de Takdir belgesi getirecek seviyede.

Bu üç buçuk senede anlattığım, anlatmadığım birçok kuruma gittim. Hiçbir zaman oğlumu yapamıyor diye suçlamadım. Demek ki hala doğru yeri bulamamışım diye düşündüm. Araştırmaktan bugüne kadar hiç vazgeçmedim.

Önceliği maddiyat olmayan, kendi çocuğu da Disleksi olan ve benimle bir anne olarak empati kurabilen kurum sahibi Dilek Hanım ile bu işin gerçekten eğitimini almış Ömer ve Zeynep Hocam ile, konuşmaya ihtiyaç duyduğunda Nurşah Hocam ile birlikte, doğru yeri bulmanın verdiği rahatlığın keyfini çıkarıyorum.

Bize ilk uyarı, Emir 5 yaşında kreşteyken öğretmeninden geldi. Kaşığı tutamadığı ile ilgiliydi. Ama biz üstünde durmadık. Düğmelerini doğru ilikleyemiyor hep kaydırıyordu; ayakkabılarını, giysilerini ters giyiyordu. Hiçbirini anlamadık daha küçük büyüyünce düzelir diye düşünüyorduk ama öyle olmadı. Sonrasında ana sınıfına başladı ve öğretmeninin oğlunuzu bir çocuk psikiyatristine götürün demesiyle birlikte soluğu hastanede aldık. İlk gittiğimiz yerde dikkat eşikliği ve hiperaktivite denildi ama öğrenme güçlüğünden hiç bahsedilmedi. Ne yazık oysa WİSC-R testi yapılmıştı ve normal üstü bir zekaya sahip olduğu söylenmişti. Çok sonra öğrendik ki bu test sayesinde öğrenme güçlüğü olup olmadığı belirleniyormuş. Belki o zaman okula başlamadan önce öğrenseydik özel eğitime başlardık belki her şey daha farklı olurdu, kim bilir. DEHB tanısını aldık ama yaşı küçük olduğu için ilaca başlanmadı ve okula başlamasını bekleyeceksiniz denildi. Yani biz tanıyı aldığımızla kaldık. Oysa daha erken dönemde doğru tanıyı almış olsaydı her şey Emir için çok farklı olabilirdi. Çünkü öğrenme güçlüğünün tek tedavisi doğru eğitim ve bu eğitimi almak için okula başlamasını beklemek zorunda değildik. Kaybolan zaman…

Okula başladı ve tabiki okuyamıyordu. Öğretmen çalışmıyor, tembel diyordu. Oysa evde 4 saat birebir hiç ara vermeden ders çalışıyorduk. Üstelik DEHB tanısı almış ilaç kullanmayan bir çocukla..

1.sınıfta yarıyıl tatilindeyken tavsiye ile başka bir çocuk psikiyatristine gittik. Bize DEHB’ den çok asıl sorunun öğrenme güçlüğü olduğu söylendi. WİSC-R testi yenilendi ve kesin tanıyı aldık. Dikkat eksikliği için ilaca başlandı. Öğrenme güçlüğü için de özel eğitim önerildi. Sonrasında özel bir kurumda eğitime başlandı. İlk başta bize rapor almayın, çocuğunuza damga vurdurmayın dediler. Almadık, 1,5 yıl özel bir kurumda eğitim aldı. Artık gücümüz yetmiyordu maalesef bu durum hemen çözebileceğimiz bir durum değildi, zaman istiyordu ve ne kadar süreceği de belli değildi. Aslında yine yanlış yönlendirilmiştik. Sonunda 3.sınıfta rapor aldık ve iyi ki de aldık diyorum. Çünkü okul hayatında birçok hakka kavuştu. 

İlk okulda rapor almasına rağmen 4 yıl içerisinde  öğretmenine bu durumu  tam anlatamadık. Aileler bile bu tanıyı bir film ile anlayabiliyorlarsa kime ne anlatabilirlerdi ki. Aileler bilgisiz, eğitimciler bilgisiz ve bu çocuklar da ordan oradan oraya savruluyorlar. 4. Ve 5. sınıfta artık rehabilitasyon merkezinden eğitim alıyorduk. Bu sırada 2 kurum değiştirdik. Çünkü bir kurumda 1 yılda 4 öğretmen değişti ve bunlardan sadece birisi bu alanda özel eğitim öğretmeniydi, birisi sınıf öğretmeni diğeri ise psikologtu. Çocuk ilerleme kaydedemiyor, geriliyordu haklı olarak. Çünkü doğru eğitim alamıyordu. Sonra evimize yakın bir kuruma geçtik. Okuma yazma adına hiçbir ilerleme olmadığı gibi geriliyordu. Artık umudumu kaybetmiştim. Daha da acısı oğlum da bu durumu kabullenmişti. Okumak ve yazmak denildiğinde ağlıyordu yapmak istemiyordu. Rapor sayesinde okulda başarılıydı. Zeki bir çocuk olduğu için işitsel ve görsel bütün bilgileri sünger gibi beynine çekiyordu. Rapor sayesinde sınav soruları kendisine okunuyordu böylece o da beynine kaydettiği bilgileri sunabiliyor , öğrendiğini herkese gösterebiliyordu. Eğitim hayatını böyle tamamlar diye düşünürken Temmuz 2018’ de Florya’da İstanbul Disleksi Merkezi açıldı. Ağustos ayı itibariyle burda eğitime başladık. 6 ayda bütün düşünce ve hayallerim değişti. En önemlisi oğlum da bu değişimin ilerlemenin farkında. Kendine inanmaya başladı. Artık okuduğunu anlıyor, yanlış okumaları günden güne azalıyor.Daha akıcı okuyor ve yazması da düzelmeye başladı. Ergoterapi sayesinde ayakkabılarını kendi bağlıyor, duruşu değişti , refleksleri daha iyi. En önemlisi kendisindeki bu değişimlerin farkında olması ve dile getirmesi. 

Arda'nın annesi Efsun Hanım ile söyleşi

Arda Eylül 2018'den beri İstanbul Disleksi Merkezi'nde eğitim görmektedir.